92406 kayıt bulundu.
1. isim , isim , gök bilimi , gök bilimi , isim , isim , gök bilimi , gök bilimi , Evren
1. Bizim için ölüm yani kendi dünyamızın ölümü kâinatın en mühim hadisesidir.
1. Bizim için ölüm yani kendi dünyamızın ölümü kâinatın en mühim hadisesidir.
2. Dünya
1. Varlığımı kaplayan, haşmetle uğuldayan / O büyük yeisim için kâinatı dar gördüm
1. Varlığımı kaplayan, haşmetle uğuldayan / O büyük yeisim için kâinatı dar gördüm
3. zamir , zamir , mecaz , mecaz , zamir , zamir , mecaz , mecaz , Herkes
Lisan : Arapça kāʾināt
Telaffuz : kâ:ina:tı
1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Ay biçimli, yer fıstığına benzeyen, tadı tatlıyla tuzlu arasında olan, ham hâlde çekirdeğinin yağından böcek ilacı yapılan, çekirdeği işlenince lezzetli çerezlerinden biri olan bitki meyvesi (Anacardium occidentale)
Lisan : İngilizce cashew
1. isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , Elma, armut vb. meyvelerin kurutulmuşu
1. İki sipahinin yancıklarında biraz peksimet, biraz da dut kakı olduğu hâlde daha bir lokma yemiş değillerdi.
1. İki sipahinin yancıklarında biraz peksimet, biraz da dut kakı olduğu hâlde daha bir lokma yemiş değillerdi.
2. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Zayıf ve kuru (kimse)
1. isim , isim , isim , isim , Çocuk dilinde dışkı
2. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Çocuk dilinde kötü, çirkin
1. isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , Tuzlanıp kurutulmuş yiyecek
2. Manda pastırması
1. isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , Daha çok gemilerde görülen bir tür hamam böceği
Lisan : Almanca Kakerlak
1. -i , -i , -i , -i , Kakmak
1. Kakalamaktan parmak uçları delik deşik terzi çırakları, kalfalar...
1. Kakalamaktan parmak uçları delik deşik terzi çırakları, kalfalar...
2. Sürekli çekiştirmek, itmek, kakıp durmak
3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak
1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , İki çeneklilerden, Amerika'nın sıcak bölgelerinde yetişen bir ağaç, Hint bademi (Theobroma cacao)
2. bitki bilimi , bitki bilimi , bitki bilimi , bitki bilimi , Bu ağacın meyvesinin çekirdeği
3. Bu çekirdeklerin öğütülmesiyle elde edilen toz
4. Bu tozdan su veya sütle hazırlanan içecek
Lisan : Fransızca cacao
Telaffuz : kaka'o
kakaolu kek
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , İçinde kakao bulunan
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Kendini beğenmiş, sevimsiz, düşüncesiz, bilgisiz, budala
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Kakavana yakışır (davranış)
2. zarf , zarf , zarf , zarf , Kakavana yakışır bir biçimde (davranmak)
1. isim , isim , denizcilik , denizcilik , isim , isim , denizcilik , denizcilik , Balık avında kullanılan, ucu demir kancalı bir tür zıpkın
1. bir yerde beklemek zorunda kalmak, hiçbir yere gidememek
1. Dedeye yeni şakirdiniz efendim, diyerek çekilip gidince kız odanın ortasında kakıldı kaldı.
1. Dedeye yeni şakirdiniz efendim, diyerek çekilip gidince kız odanın ortasında kakıldı kaldı.
1. -e , -e , -e , -e , Kakma işi yapılmak
1. O kadar çok, o kadar bol inci kakılmıştı ki tahtın üstüne, bunları insan birer sedef düğme sanıyordu.
1. O kadar çok, o kadar bol inci kakılmıştı ki tahtın üstüne, bunları insan birer sedef düğme sanıyordu.